Soğuk bir kutup gecesinde yavru kutup ayısı annesine yaklaşarak;
- Anneeee, ben kutup ayısı miyim?
- Evet oğlum.
- Peki annee sen de kutup ayısı misin?
- Evet oğlum.
- Peki annece babam da kutup ayısı mi?
- Tabii ki oğlum.
- Peki ananemle dedem, dedemin dedeleri falan hepsi kutup ayısı miydi?
- Evet oğlum hepsi kutup ayısıydı…
- Yani sülalemizde biç karışıklık falan yok di mi anne?
- Yok tabi oğlum hepimiz kutup ayısıydık, niye soruyorsun?
- Üşüyorummmm anasını setiyim… Üşüyorummmmm!..
2 - Karadenizli Yılanlar
İki Karadenizli yılan, Karadeniz ormanlarında geziyorlarmış. Biri diğerine sormuş :
- Ula piz zehirle yilanmıyık da?
- Haçan nerden çıktı pu simdu?
- Az önce dilimu isirdimda…
3 - Aslan ve Boğa
Bir gün aslan ile boğa bara gitmişler bir iki tek attıktan sonra aslan müsaade
istemiş. Boğa bununla dalga geçmiş :
- Koskoca aslansın. Ormanlar kralısın. Saat daha sekiz. Hiç yakışır mi sana
kılıbıklık…
Aslan kükremiş :
- Eeeee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek değil…
4 - Yumurta Olayı
İki tavuk markette alışveriş yapıyorlarmış. Bir yumurta standinin önüne
gelmişler. Etikette yumurta 30 bin lira yazıyormuş. Tavuklardan biri diğerine;
- Bak bu yumurtaları ben yumurtladım…
demiş böbürlenerek… Dolaşmaya devam ederken başka bir yumurta standina
gelmişler. Kocaman, çift sarili köy yumurtaları ve fiyat 40 bin lira. Bu sefer
diğer tavuk atılmış;
- Bak bu yumurtaları da ben yumurtladım…
Diğeri gülümseyerek cevap vermiş;
- Bende bunlardan yumurtlayacaktım ama kocam 10 bin lira için kıçını yırtmaya
değmez, dedi…
5 - Dua
Papazın papağanı çok terbiyeli ve usluymuş. Gözünde gözlük, elinde kutsal
kitap devamlı dua edermiş. Azgın dişi bir papağanı belki ondan terbiye alır diye
ayni kafese koymuşlar. Papazin papağanı kitabi, gözlüğü atmış,
- Tanrım sana şükürler olsun, sonunda dualarım kabul oldu…
6 - Tepeden İnme
Baba balık yavru balıklara nasihat ediyormuş,
- Oltaya kanmayın, yem filan değil, basbayağı bir tuzaktır olta. Ondan kaçmak
mümkündür. Yedi şekli vardır oltanın, falan filan derken, yukarıdan bir ağ
inivermiş tepelerine.
- Bu da ne, diye bağırmış bir küçük balık.
- Buna tepeden inme denir, demiş baba balık, kurtuluşu yoktur.
7 - Kedi ile Papağan
Evin kedisi ile papağan konuşuyordu. Kedi :
- Sen benim kadar zeki değilsin, dedi. Ben evi farelerden korurum…
Efendilerimin kucağına oturur, mindere kurulurum…
Papağan sözünü kesti :
- Olabilir. Ben de konuşuyorum…
- Peki,biz iki dakikadan beri ne yapıyoruz?..
8 - Siyahlı Kazazede
Kamyonunu jandarma karakolu önünde durdurup nöbetçi ere sordu :
- Bu dolaylarda siyah inek bulunur mu?
- Yoktur.
- Büyük siyah köpek falan var mi?
- Hayır.
- Siyah at?
- O da yok.
- Eyvah!.. Demek ki ezilen köyün papazıydi!..
9 - Kuyruğu Tutuşmuş
Dağın doruğunda oturmakta olan kartallardan biri, önlerinden geçen jeti
göstererek, kınarcasına :
- Bu kuş bir yerlere çok acele yetişmek istiyor herhalde, dedi.
Öteki, gagasıyla işaret etti :
- Baksana, kuyruğu tutuşmuş. Sen de yanmaya başlasan en az onun kadar
acele edersin…
10 - Devekuşu
Tavşan, ormanda tanımadığı bir yaratığa rastladı. Kendisine sordu :
- Sen kimsin?
- Ben kurt köpeğiyim. Babam kurttu, annem köpek…
Tavsan :
- Yapma, deyip düşünceli yürüdü. Biraz sonra garip bir yaratıkla
karşılaştı. Ona da sordu :
- Sen kimsin?
- Devekuşuyum, dedi yaratık.
Tavşan bir saniye düşündü ve düşüp bayıldı…
11 - Çekirge
Avustralya ye gezmeye giden bir Amerikalı yerli bir rehber tutu. Dolaşırlarken
bir inek gören Amerikalı rehberine sordu :
- Bu nedir?
- İneek…
Bunun üzerine Amerikalı küçümser bir tavırla :
- Siz buna inek mi diyorsunuz ? Bizim kuzularımız bile bundan büyüktür…
Yerli rehber bu olaya çok bozuldu ama çaktırmadı. Gezmeye devam ederlerken
bu sefer de bir tavuk gören Amerikalı :
- Peki bu nedir? bu ? diye tuhaf sormuş, rehber de "
- Tavuk…
- Siz buna tavuk mu diyorsunuz? Bizim serçelerimiz bile bundan büyüktür…
Bütün bu olanlar karsısında rehber fena bozuldu. Tam o sırada zıplayarak geçen
bir kanguruyu gören Amerikalı :
- Bu da ne böyle? diye sorunca, daha önce olanlardan dersini almış olan rehber
- Çekirgem…
12 - Karınca
Onbeş sene hapis cezası yiyen adam, cezaevine bulduğu bir karınca ile çok iyi
bir arkadaşlık başlatmıştı. Adam, onbeş sene boyunca karıncayı eğitmiş, onunla
yoldaş, candan, arkadaş olmuştu. Artık karınca öyle bir hale gelmişti ki, adam
"dur" deyince duruyor, "yürü" deyince yürüyor, "takla at" deyince takla
atıyordu. Cezaevinden çıkarken karıncayı bos bir kibrit kutusuna koydu. Çıkar
çıkmaz güzel bir lokantaya gitti, siparişlerini verdi. Yemeğini beklerken "Su
garsona karıncamın özelliklerini gösterenimde bir şaşırtayım" diye düşünmüş ve
karıncayı çıkarıp masanın üzerine koymuştu. Garsonu çağırdı :
- Bakar misiniz ?
- Buydun beyefendi, diye adamın yanına gelince, adam parmağı ile karıncayı
göstererek :
- Su karıncayı görüyor musun ? diyerek başladığı sözünün sonunu getirmeden,
garson telaşla :
- Özür dilerim beyfendi görmemiştim, diyerek başparmağı ile karıncayı ezip,
masayı sildi…
13 - Havuç
Tavşan bir gün bir eczaneye girer. Karsısında duran eczacıya sorar :
- Havuç var mı havuç?
Bunun üzerine eczacı :
- Maalesef biz sadece ilaç satıyoruz, der.
Bunun üzerine tavsan dışarı çıkar. On dakika sonra tekrar gelir;
- Havuç var mı havuç, der. Eczacı :
- Az öncede söylediğim gibi biz sadece ilaç satıyoruz ama manav iki sokak
arkada, der.
Tavşan yine dışarı çıkar ama tekrar girip çıkmaya devam eder. Ancak
duruma daha fazla katlanamayan eczacı tavşana tekrar gelip havuç isterse
Allah yarattı demeyip ağzını burnunu kıracağını, bütün dişlerini dökeceğini
söyler. Aradan 10-15 dakika geçmeden tavsan yeniden damlar. Fakat eczacıda
artık dayanma gücü kalmamıştır ve tavsanın bütün dişlerini döküp eline verir,
arkasından da bir tekme kapı dışarı atar. Eczacı kurtulduğundan emindir. Tam
arkasına yaslanıp derin bir nefes alacakken bir sesle irkilir;
14 - Ekmek Var mı?
Ördek bara girer ve barmene :
- Ekmek var mi?
- Yok…
- Ekmek var mi?
- Yok…
- Ekmek var mi?
- Yok…
- Ekmek var mi?
- Yok dedik ya…
- Ekmek var mi?
- Eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim…
- Çivi var mi?
- Yok…
- Ekmek var mi?
15 - Fil Ödevi
Her milletten ögrencilere hayvanlarla ilgili ödev vermisler ve Filler üzerine
istediğiniz şekilde bir şeyler yazın demişler. Herkes birsek yazmış…
Fransızlar : Fillerde üreme dönemi,
Çinliler : Fil pişirmenin bin yolu,
Etiyoplalilar : Bir fille bin kişi nasıl doyar,
İngilizler : Safaride fil avlama teknikleri,
Almanlar : Filler ve fillerin Alman dil ve kültürüne etkileri,
İranlılar : Dişi filler çarşafa nasıl sokulur,
Amerikalılar : Daha büyük ve görkemli fil nasıl yetiştirilir,
Japonlar : Daha küçük ve daha ucuz fil nasıl yetiştirilir,
Yahudiler : Filler en pahalı ve en karlı nasıl satılır,
Brezilyalılar : Fillerle karnavalda samba yapma metodlari,
Ve Türkler : Ne olacak bu fillerin hali…












